Kars ve Turistik Doğu Ekspresi

 Çok istedim 2 yıl önce niyetlendiğiniz hafta deprem oldu ve iptal ettik. Bu sene Allah ım sen nasip et dedim. Yola çıkmadan bir gün önce Bolu Kartalkaya da sömestr tatilinde onca çocuğun olduğu otelde yangın çıktı. Çok acı çok ama çok acı….iptal edemedim. Çünkü bu ülkede her an herşey yaşanıyor nerde olsam bu acıyı hissedeceğiz diyip çıktık yola…

22 ocakta Söğütlüçeşmeden Ankara’ya 6:00 treniyle hareket ettik. Ankara da Turistik Doğu Ekspresi ne bindik. Gardan biraz alışveriş yaptık ve 2 kompartımana yerleştik. Birinde Şamil birinde ise yiğit ve ben kaldık. Minik lavabosu ufak bir masası ve buzdolabıyla birlikte altı açılınca yatak olan ve üstünde de bir yatak olan kompartıman beklediğimden çok daha küçüktü:)

Yolculuk 13:30 gibi başladı ve hiç durmadan sabaha kadar devam ettik. Gece üstte yatmak zorunda kaldım ve tam bir roller coaster gecesiydi benim için .

Sabah 7:30 gibi güneşin doğuşunu Sivas manzarası eşliğinde izledim. Yolculuk boyunca bize Fırat a bağlanan nehirler eşlik etti ve manzaralar harikaydı. 

Sivas sonrası öğlene doğru ilk ineceğimiz durak olan Erzincan a vardık ve burada bir şelale gezisi ile birlikte öğle yemeği yedik. Sonrasında Erzurum a varmak üzere trenimize geri döndük. Erzurum da çifte minareli medrese başta olmak üzere bir çok yeri gezip cağ kebabımızı yedik. Tekrar tene dönüp istikamet Kars a varmak üzere gece yolculuğumuza devam ettik .kars a vardığımızda saat gece 1 di ve biz 42 saatlik tren yolculuğunu tamamlamış olduk :)

Kars ta Katerina sarayı otelinde kaldık .tabi bu otel bildiğimi katerina sarayı değildi. Katerina sarayı Sarıkamış tabure alan Rus mimarisi ile inşa edilmiş bir saray iken bizim kaldığımız otel bu saraydan esinlenerek aynı mimaride yapılmış zamanında karargah olarak kullanılmış bir binaydı .otelden oldukça memnun kaldık. Yanında akan dere ile sabah kahvesi hatıramı unutmayacağım

Dönüşümüz uçak ile oldu ve Kars turistik doğu ekspresi güzel hatıralar ile kalbimde yerini aldı..




Minik gece kuşu

Ne zamandır aklımda yazacağım bu anımı ancak uygun ruh haline bugün kavuştum.

Yeni yıla girmeden gittiğimiz Düzce ziyaretinde köyde kalacağımız gece yiğit ve benim yatağımın hazırlanması sonrası babam salona gelip “ geçen gün hani şu geceleri uçan minik güzel kuşlar var ya 1 hafta önce camdan girdi bir tanesi… evde aradık taradık bulamadık. Gece uçarsa korkma olur mu ?” Dedi

uyku sersemi çok anlayamadım tabi ! minik gece kuşu mu ?? O da ne olabilir diyip yattım

sabah kahvaltı sonrası dışarı çıkmak için hazırlananan babam , elini ceketine attığında yaka kısmına sığınmış “ufak gece kuşu” ile geldi salona. Öyle minik ve ellerinde uyuşmuştu ki hemen bir kasede su ayarladık. Minik gece kuşu (!) öldü zannederken sudan içmeye başladı. Kadifemsi sırtını okşarken yarasa olduğuna emin oldum kaseden taşan kocaman kanatları görmemle anında havalanıp uçması bir oldu. Durmadan ve duvarlara çarpmadan çılgınca salonda uçtu. Avizeye ters asıldığında hala şoktaydım:)

minik gece kuşunun yarasa demek olduğunu o an anladım

korkan minik gece kuşu avizenin derinliklerine saklandı ama babam o hasta haliyle merdiveni yukarıdan indirip onu avucuna aldı. Sonrasında doğaya bıraktık

Evden ayrıldıktan sonra bize minik gece kuşu hatırası bıraktı :) babam ile demek minik gece kuşu diyip diyip gülüştük :)

15 gün

Yeni yıla 2 gün kala yakalandığım influenza beni 15 gün baş ağrısı halsizlik ve mide bulantısına hapsetti. İçinden çıkamadığım ruh halini anlatmama gerek yok sanırım.

Ama elimdeki kitaba göre hastalanmak ta bir nevi iyileşmekmiş… çok sorguladım , çok düşündüm ve çok amaçsız boş bakışlarla yattım ama ruhumun hangi noktaları iyileşti hiç bir fikrim yok.

Şuan Mutlu olduğum tek nokta biten baş ağrıları ve sona eren amaçsız yatışlarım oldu

eğer depresyon nedir diye sorarlarsa omuzlarıma binen bir yük ile birlikte bu 15 gündeki ruh halini söyleyeceğim

Allah bir daha şifaya bu kadar hasret bırakmasın daha beterinden korusun

Londra : Yiğit ve Ben :)

 19-22 Kasım arasında AI in Business Konferansına katılım amacıyla Londra daydım.

Daha önce 2014 (Nisan) , 2017 (Haziran ve Aralık ) tarihlerinde 3 ayrı kez gittiğim Londra bu sefer beni eksilere varan soğuğu ile oldukça şaşırttı. Daha önceleri Yağmur ve hafif serin havası ile bere ile dolaşmak keyifli iken ilk gün sıcak bir ortam için mağazalara sığınmam traji komikti.

Aynı tarihlerde Yiğit de okulu gezisi nedeniyle Londra'da idi. Daha doğrusu ben konferans tarihimi Yiğit in gezisi ile paralel olacak bir tarih ve yerde seçtim :)

Geziden kısa kısa notlar :

  1. Salı sabahı İstanbul Havalimanına vardığımda uçağa binmeme 2 saat vardı. İstanbul havalimanında yürüme mesafeleri oldukça uzun tıpkı Heathrow gibi.
  2. THY nin 8:40 uçağına yetişmek için sabah 4:30 da yola çıktım. Ne de olsa ilk defa İstanbul Havalimanından binecektim.. Ancak kontrolleri oldukça hızlı geçtikten sonra baya zamanım kaldığını farketim.
  3. Heathrow a indiğimizde ülkeye giriş kontrolleri için uzunca bir zaman sırada bekledim. 30-40 dk. Önümdeki yolcuların uzunca sorgulanması beni tedirgin ederken şansıma oldukça sevimli bir memur ile sohbet ederek ülkeye giriş yaptım.
  4. Heathrow Express ile Paddington' a geçtim. Paddington tan Euston istasyonuna geçtim ama bu karar çok yerinde değildi. Otele yağmurda yürümek zorunda kaldım. Bunun yerine Central Line üzerinden Oxford Circus , Tottenham istasyonlarından birine geçip sonra aktarma yapabilirdim
  5. Warren Street Station yakınındaki Radison Blu London euston Square Otelinde kaldım. Otel in metronun dibinde olması ulaşım açısından müthiş kolaylık sağladı
  6. Otele vardığımda resepsiyonda oldukça sıcak karşılandım. Ancak odaya vardığımda hem küçük olması hem de odanın duvara bakıyor olması beni şoka uğrattı. Resepsiona inip odamın bir üst sınıfa değiştirilmesini rica ettim. Bu değişiklik sonucu bir ücert talep etmemeleri de sevindiriciydi.
  7. Otelde içime sinen odaya yerleştikten hemen sonra kendimi sokaklara attım. İstanbuldaki ilk arkadaşlarımdan Ayşe ile akşam buluşmak üzere sözleştik. O gelene kadar Oxford Street, Regent Street sokaklarında Next, M&S, Primark gezisine çıktım. Bu saatleri aldım. Ayşe geldiğinde soğuktan hem donmuş hem de gününün yorgunluğu üzerimde idi. Birşeyler yiyip içtikten sonra otele döndüm.
  8. Çarşamba sabahı uyandığımda rotam hazırdı. Freud Müzesi. Ahhh Psikanalizin Babası nın evini görecektim. Heyecanla rotamı oluşturdum. 2 aktarma ve biraz yürüyüş. İlk aktarmam başarılı ancak ikinci bindiğim metro istediğim istasyona ilerlemeyince (muhtemelen bir yerde karıştırdım ) ilk durakta indim. O sırada telefonumu kontrol ettim ve Yiğit in öğretmeninden gelen mesajla o gün gidilecek Natural History Museum ( Doğa Tarihi Müzesi ) ne çok yakın olduğumu farkettim. Gelmelerine 1 saat vardı ben de müzenin bahçesinde tura çıktım. Bekledim bekledim 10:45 biletimi kaçırmamak için mzüeye girdim. Beklerken bir kahve aldım. Masaya oturduğum anda Türk çocuklarının konuşmalarını duymamla yerimden fırlamam bir oldu. Toplu fotoğraf çektiren Yiğit ime el sallıyordum. . O öptüğüm ilk an benim için huzur doluydu..( bu arada sorumlu öğretmeni benim gelmememin diğer öğrencileri etkileyebileceğini ön gördüğü için isteksizdi ) Mahcup mahcup gülümseyerek uzaktan bakıştık öğretmeni ile :) Böyle de bir hatıramız oldu.
  9. Yiğit ciğimin kokusunu içime çekmiş huzurlu huzurlu Şamil i arayıp yolda yürüdüm. Thames nehri kıyısında yürüdüm yürüdüm.London Bridge i geçtim biraz mola verip bir kahve içtim ve yorgun düşünce taksi ile Trafalgar meydanına geçtim.
  10. Natural Gallery etrafındaki Christmas marketlere baktım.
  11. Natural Gallery etrafından Covent Garden a yürüdüm. Şamil in çok istediği montu sormak için Barbour mağazasına girdim. Sonrasında dinlenmek için otele döndüm
  12.  Akşam , Ayşe ile London Bridge istasyonunda buluştuk. Bridge Theatre da figuran olarak yer alacağımız bir bilet almıştı. Guys&Dolls oyuncuların muhteşem enerjisi ile harika bir gece oldu.
  13. Perşembe sabahı uyanıp yine rotamı oluşturdum. St Pauls etc venuses teki konferansım için 2 dirhem 1 çekirdek giyinip yola çıktım. Konferans alanında sponsor firmaların alanlarını gezdim. Sunum için çok heyecanlı olan Chloe ile biraz Kaş/Kalkan sohbeti yaptık. Beklemediğim kadar sıcak kanlı idi bu sefer İngilizler :) Konferans ta hem Yapay Zeka hem Dijital dönüşüm hakkında bir çok kişiyi dinledim notlarımı aldım
  14. Konferans sonrası yine biraz Oxford Street gezmesi sonrası otelde döndüm ve otelin restoranında turkcell de birlikte çalıştığımız Sema ile buluştuk. Sema nın Amazon da çalışma deneyimini dinledim ve bir çok konuda fikir alışverişi yaptık

Yiğit ciğim Perşembe günü ben ise Cuma günü İstanbula döndüm. Dün gece tekrar üçümüzün bir arada olmamızın huzuru ile uyudum :)

Bu arda Yiğit in Harry Potter , Van Gogh sergisi, Bilim müzesi gezileri çok güzel hatıralar kattı. İyiki gitmiş ve bu deneyimi edindiği için çok mutluyum.

Natural History Museum ( Doğa Tarihi Müzesi ) Yiğit ile görüştüğümüz yer :)



Tower Bridge




etc Venues AI in Business Conference 




London Theatre Guys & Dolls









Bir günlüğün olsun kızım

istanbul havalimanındayım… Dün ilk defa Yiğit çiğimle okulun Londra gezisi dolayısıyla ülkeler arası ayrı düştük. Daha önce planladığım ve şans eseri benzer tarihlerde bulduğum AI konferansı ile ben de peşinde Londra yolcusuyum :) 7 yıl sonra tekrar Londra heyecan verici

yiğit fotoğraflarda çok mutlu ama aynı zamanda yorgun görünüyor.Dün Harry Potter stüdyosunu gezmişler

ben de hala plan yapmaya çalışıyorum:) aklımda Windsor kalesi ve Freud müzesi var.

dün sevgili babacığım ile telefonda konuşurken bu gezi ile ilgili benim yerime çok heyecanlı olduğunu farkettim. Bir günlüğün not defterin olsun ve gezdiğin yerler ile ilgili not al kızım diyince buraya hiç uğramadığım aklıma geldi

Onun ifade gücüne hayranım. günlük konuşmalarını bilgisiyle öğrendikleriyle o kadar güzel harmanlanıyor ve aktarıyor ki :) bir nebze bana geçmiş olsa diye hayranlıkla izliyorum

iyiki varsınız anneciğim babacığım. Bana sevgiyi sevmenin gücünü şefkati aktardınız. Tüm benliğimde sizin iletişim şekliniz insanlara sevginiz var

Simit

Oğlak dolunayından mıdır nedir sürekli geçmişteki anılara gidip geliyorum :) bir süre böyle devam edecek sanırım. Evliliğimizin ilk ayları…kayınvalidemin evinde kahvaltı hazırlığındayken dışarıdan “simitçiiii” sesi geldi ve hepinizin canı çekti. Sevgili kayındavlidem balkondan simitçiye sesini duyurmaya çalışıyor ama olmuyor. Böyle zamanlar için annemden öğrendiğim ıslığım devreye girdi. Parmaklar dilimin üstüne hoooop keskin bir ses ile simitçi hemen arkasını döndü. Kayınvalidem o cılız cüssemden çıkan ıslığa pek bir şaşırdı :) tüm kırıtmalarımın son bulduğu gündü :)

Omuz

Yiğit birkaç günlüktü… emzirme ya da tamamen ne yapacağını bilememenin verdiği gerginlikten dolayı omuzlarım tutulmuş ve şiddetli baş ağrısı ile sürekli  karanlıkta oturuyordum. Bu böyle olmaz diyen doğum doktorum beni bir fizyoterapiste yönlendirmişti… benden yaşça büyük halimin perişanlığını gören bu abla diyebileceğim insan önce başımı masaj aletine yüzüstü yerleştirip , oturur vaziyette omuzlarıma masaj uygulamıştı. Birkaç saniyede bir kafamı kaldırıp etrafı dinlemem sonrası ne olduğunu sormuştu…o sırada evde olan bebeğimin ağlama sesini duyuyorum sürekli ağlama sesi geliyor dediğimde bana sadece sımsıkı sarılmıştı… ne masaj be de başka herhangi birşey bana o anki huzuru vermezdi. Sarıldı ve ağladım… tek yaptığı omuzumu severek geçecek demekti…

Yeni doğum yapmış anneleri sevin… onlar sadece yetersiz olduklarını düşündükleri için gerginler 

Şuanda düzcede tutulmuş omzumla yazıyorum bu satıları..:)



Kars ve Turistik Doğu Ekspresi

 Çok istedim 2 yıl önce niyetlendiğiniz hafta deprem oldu ve iptal ettik. Bu sene Allah ım sen nasip et dedim. Yola çıkmadan bir gün önce Bo...