19 Kasım 2017 Pazar

O ses

Belki de uykunun en güzel yeri en tatlı hali..Bir ses geliyor yan odadan.Duyulduğu anda hemen cevap alacağından emin, kendine güvenli ama ortamdan tedirgin   "Annee"..
Bir efendim ya da burdayım ile ya da saçını okşamamla sakinleşen bir yavrucak benimkisi.
Bu sabah da böyle başladı...Eski tip kaloriferin çıkartığı "çıt çıt" sesleri ile uykusundan uyanan Yiğit yine böyle uyandırdı beni..Yağmurlu kasvetli İstanbul sabahına sıcacık bir başlangıç..saat 06:10

Sonra lavobada uyanmaya çalışırken aklıma gelen sorular.. Ne zamandır bu sesi duyuyorum? Böylesine güzel bir çağırmanın tadını ilk defa mı aldım ?  Bugüne kadar bu çağırışın güzelliğinin farkında değil miydim ? Ya olmasaydı nasıl hasretle beklerdim bu şekilde çağırılmayı..Onun için şükür..Dünyanına en güzel varlığı ve hayatımıza kattıkları için şükür...

Bugün aldığım kararlar var :

Sabahları evde  kahve yapmakla başlayacağım. :)




30 Mayıs 2017 Salı

Neden

Çok özledim.Eski coşkulu halimi çok ama çok özledim.
Sanırım bugün  bir nebze yaklaştım.Şu Robot halimden çıkmak için birşeyler yapmam gerekiyordu.
Ben de faydası olabilir yenilenebilirim diye dün oruç tuttum.Baya zorlandım.Baş ağrısı ile mücadele etttim.Ama bendeki etkisi herşeye değer.Tüm anılarıma kavuştum sanki bir anda.Eşime sevdiğim içten söyleyebildim.Hayatımdaki aşk,dost,herşey olduğunu tüm benliğimle kabullendim.İyiki var iyiki benimle dedim.Çocuğum için çok dertlenmekten uzaklaştım.Ufak şeyleri problem etmekten uzaklaştım.Dün bana çok iyi geldi.

Annem ve babamla araya koyduğum mesafenin nedenini bilemiyorum.Belki çok alıngan olmaları belki onları karşılıksız sevdiğim hiç bir beklentim olmadığına inanmadıklarını düşünmem.Belki fazla hassas oluşları.Belki de benim yetersiz oluşum.Bilmiyorum.

Dünyayı sevgi kurtaracak.Herşeyin çözümü bu vallahi.Çok klişe biliyorum ama herşeyi sevecek kadar kalbim büyük bugün.Herkesi ve herşeyi seviyorum.

Sana daha çok yazmak istiyorum.Ama şu ismini değiştirebilsem keşke.İsmin çok fantazi kaldı be blogum.Değiştirmeye çabalıyorum.Yoksa öyle yeni blogta falan değil gözüm.

Seviyorum ya çok seviyorum.

8 Mart 2017 Çarşamba

Büyümek

Annem..konuştuğu gibi yazıyor whats up ta.
Hayatımda unutamayacağım diyaloglar yaşıyoruz.Her seferinde yok bunu sen yazıyor olamazsın diyorum.Benim diyor.

Ben biraz büyüdüm sanırım.Blog bana dar gelmeye başladı.Biraz değişiyorum seni de bırakmak istemiyorum.Güzel bir yolculuğumuz var seninle yol arkadaşım.Nereye olduğu bilmeden başlıyoruz kalem klavye artık bizi nereye götürürse...İçim yanıyor içim acıyor bahar gelirken.
Hayat değişti herkes de instagram var.Blog yerine kullanılıyor.Hayatlarını döküyorlar resimlerle.
Ben se böyle gizli kalmayı seviyorum.

Blogumla aynı isimde bir iç çamaşırı sitesi var olsun.İlk ben buldum bu ismi.Siz yokken ben vardım heheheh.


Öylesine

Bir kez uzaklaşınca insan bir daha yakınlaşamıyormuş...Bazen yanyana ama çok uzak olabiliyormuş.İnsan çok değişebiliyormuş.
Ne zaman akıllanacağım ben dediği zamanları,  o kalbindeki dilinde halini özleyebiliyormuş.Neydi seni yıldıran özünden uzaklaştıran ,ne olurdu bırakmasaydın o halleri ?
Hala yüzüne vururken tüm kalbindekiler,

Bir arabada 2 yabancı gibi yolu seyrederek seyahat edebiliyormuş.Yol akarken  bazı şeyleri duymazdan geldiğine şaşırıyormuş.
Her söze cevap vermek yerine durup kendini dinliyormuş.

10 Ekim 2016 Pazartesi

Keşke

Keşke herkes bir anne Mutlu olduğunda tüm ailenin Mutlu olabileceğini bilseydi...
İşte belki o zaman... vermekten çık almak ve ilk reddedilişle gelen mutsuzluk falan saçma şeyler
Bu gece sorgulamalar kendini aramalar gecesi çok düşünme sabah 6:30 da ayaktasın dedi birisi


27 Eylül 2016 Salı

Güvercin

Hani bazen böyle ansızın öylesine bir kareye takılırsın ve  fonda çalan müzik kafa derinden itibaren ayak uçlarına kadar karıncalanmalar yaratır işte öyle birşeydi bu şarkı..

22 Eylül 2016 Perşembe

Kaş Gezi Notları




Eylülde yapılabilecek en güzel şey Kaş a gitmekmiş.Ben bunu 30 umdan sonra anladım.Hatta mümkünse her boş bulduğun anda Kaş a gitmeliymiş insan...Denizin, göğün mavisini, etrafın yeşilini begonvilleri içine çekmeliymiş insan..Öyle çok bakmalıymış ki uzun süre gözünü kapattığında orada olduğunu hissetsin.

Bir kaç gün oldu döneli ve her gözümü kapattığımda Patara Prince akdeniz Teras odasının manzarasından denize bakıyorum.Yan tarafımda begonviller..

Yiğit ciğim manzara falan çok takmadı tabi.Eve ne zaman dönücez bu oda küçük falan dedi.Neyseki odada olduğumuz zamnalarda hamur, bant ne varsa oynayacak onlarla oyalandı.Jakuzi keyfi bile yaşadı.Otelin havzu deniz suyundan olunca tadından yenmedi

Kaş ta unutulmayan anılarım ; Kaputaş plajı,Patara Plaı,Çukurbağ yarımadası,Patara Prince otelin eşsiz manzarası ve huzurlu mekanı.

Yalnız en unutulmazı bu otelde pizzadan zehirlenmemiz.Maalesef 1 günü çaldı bizden.Böylesine güzel mekan böylesine kötü işletilebilirdi.Pizza dan bir süre uzak kalacağım.

Kaş ta yemek yenilecek yerlerden biri Hünkar Ocakbaşı,Kaş Marina da Vita.Kalkan da Minik migrosun yanındaki Köfteci.
Marina Vita daki ahtapot gayet başarılı idi.